|   | 
  • Cevahir Kadri

    ADI AŞK: YİTİK SEVDANIN YOLUNDA (IV)

    İnsan, maddi yönüyle olduğu gibi manevi yönüyle de bir kap gibidir; dolar, dolduğu zaman da boşalmak ister. Ta ki bünyesine yeni yeni şeyler katabilsin.

     

    Maddi beslenmeye matuf olarak alınan yiyecek ve içecekleri sindirim sistemi ile birtakım işlemler sonrasında vücut, alması gerekeni aldıktan sonra posasını dışarıya atar. Sonrasında ise insan, bir acıkma hissi yaşar ve yeni şeyleri yeme ihtiyacını duyar.

     

    Maneviyat itibariyle de durum bundan farklı değildir. İnsan ruhunun ümit, aşk, huzur, sevgi, saygı, güzellik, musiki, hoş ve güzel söz, tatlı dil, alkış, övgü gibi olumlu gıdalara ihtiyacı vardır. Bu gıdaları alması nispetinde dünya hayatı cennetlere döner. Bu gıdaların yerine öfke, nefret, düşmanlık, ayrımcılık, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, kin, haset, gıybet, dedikodu gibi zehirli gıdaları aldığı zaman da cennet misali yaratılan bu dünya, onun cehennemi hâline dönüşür. Buna bir de temel hak ve özgürlüklerinden, işinden, aşından mahrum edilmesi eklenince ruhu sıkıldıkça sıkılır, hayat insan için büsbütün çekilmez bir hâl alır. 

     

    Yüce Mevlâ’nın “İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d, 28) ikaz ve tavsiyesini insanın görmezden gelmemesi, huzura ermek ve kavuşmak için bu hatırlatmaya kulak vermesi ve onu uygulaması gerekmektedir. Tabii ki dünyevi ve uhrevi huzuru bulmak, yaşamak isterse!..

     

    Adı aşk

     

    Gönül ehli Eşrefoğlu Rumî “Cihanı hiçe satmaktır adı aşk/ Döküp varlığı gitmektir adı aşk// Elinde sükkeri ayruğa sunup/Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk// Belâ yağmur gibi gökten yağarsa/ Bâşını âna tutmaktır adı aşk// Bu âlem sanki oddan bir denizdir/ Âna kendini atmaktır adı aşk” diyerek aşkın bir sözle aşkı anlatır. Daha sonra da aşk’ın hakikatte “vücudu fani etmek” olduğunu ifade eder. Şekeri başkasına, zehri kendine sunmak kolay bir şey midir? Er’lik, asıl kahramanlık işte burada!..

     

    Doksanlı yıllardan itibaren müzik ve şiir hayatımıza dair yazılarımıza devam ediyoruz. Bu yazımızda seksen sonrası piyasaya arz edilen şiir kaseti ve albümleri üzerinde duracağız. Bu kaset ve albümlerde yer verilen şiirlerden, şiirlerdeki temalardan bahsedeceğiz. Hepsini yazmamıza tabii ki imkân yok!..

     

    Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi

     

    Şiir kaseti sahasının öncüsü olarak Hürriyet Gösteri dergisinin okurlarına hediye ettiği Çağdaş Türk Şiir Antolojisi adında, 7 kasetten oluşan sesli şiir çalışması vardır. Bazı şairlerin, şiirlerini kendilerinin seslendirdiği bu çalışma, şiire ve edebiyata gönül verenler için o dönemde ve her zaman gerçekten çok kıymetli. Bu sebeple yapımcısından projede yer alan sanatçı, şairlere kadar herkes alkışı hak ediyor.

     

    Her birinde ayrı güzellikleri barındıran, yedi kasetten meydana gelen projenin 1. Kasetinde; Yahya Kemal Beyatlı- Erenköy’de Bahar, Nazım Hikmet- Masalların Masalı adlı şiirlerini kendileri seslendirmiş. Kasetteki diğer şair, şiir ve yorumcuları ise şöyle: Ahmet Haşim- Bir Günün Sonunda Arzu (Erol Keskin), Orhan Seyfi Orhon- Vasiyet (Gülriz Sururi), Hâlit Fahri Ozansoy- Akşam (Gülriz Sururi), Enis Behiç Koryürek- Gemiciler (Zafer Yılmaz), Faruk Nafiz Çamlıbel- Han Duvarları (Şükran Güngör), Ahmet Hamdi Tanpınar- Her Şey Yerli Yerinde (Yıldız Kenter), Ahmet Kutsi Tecer- Nerdesin? (Yıldız Kenter), Kemalettin Kamu- Bingöl Çobanları (Nedret Güvenç), Ercüment Behzat Lav- Banyo (Candan Sabuncu), İlhami Bekir Tez- Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz? (Zafer Ergin) ve Necip Fazıl Kısakürek- Aynalar (Gülriz Sururi).

     

    Dönemin teknik imkânları dikkate alındığında stüdyo ses kayıt imkânlarının azami derecede iyi kullanılarak kasetlerin hazırlandığını söylemek mümkün. Yahya Kemal ve Nazım Hikmet’in kendi sesinden şiirlere yer verilmiş olması ise apayrı bir güzellik.

     

    Projenin 2. Kasetinde ise Zeki Ömer Defne- Ziller Çalacak, Ahmet Muhip Dranas- Kar, Hasan İzzettin Dinamo- Özgürlük Türküsü, Rıfat Ilgaz- Aydın mısın? ve Bedri Rahmi Eyüboğlu- Kara Sevda adlı şiirlerini kendileri seslendirmiş. Cahit Sıtkı Tarancı’nın Gün Eksilmesin Penceremden adlı şiirini ise Oktay Rıfat seslendirmiş. Diğer şiirlerin şairi ve yorumcuları şöyle: Yusuf Ziya Ortaç- Bir Gün (Ersan Barkın), Ömer Bedrettin Uşaklı- Deniz Hasreti (Ersan Barkın), Asaf Hâlet Çelebi- Mariyya (Zafer Engin), Sabri Esat Siyavuşgil- Odalar ve Sofalar (Alev Gürzap), Mustafa Seyit Sutüven- Sutüven (Zafer Ergin), Yaşar Nabi Nayır- Onar Mısra (Alev Gürzap), Ziya Osman Saba- Eller (Cüneyt Türel) ve Celal Sılay- Sual (Zafer Ergin).

     

    Projenin 3. Kasetinde ise daha yakın dönem şairlere yer verildiği için “kendi sesi”nden yorumlar daha fazla. Sıtkı Yırcalı- Bunlar Hepimizin, Fazıl Hüsnü Dağlarca- Kırk Bin Köye Karşı Uyanmak, Oktay Rıfat- Demin ve Şimdi, Orhan Veli Kanık- Denizi Özleyenler İçin, Baki Süha Ediboğlu- Bir Kızın Defterine Yazdım, Muştak Erenus- Duyuru, Behçet Necatigil- Konuk İşçi, A. Kadir- Kayısı Ağacı, Cahit Külebi- Tokat’a Doğru, Ceyhun Atuf Kansu- Kutsal Cuma şiirlerini kendileri seslendirmişler. Diğer eserler ve şairleri ise Gurbet- Orhan Şaik Gökyay, Rubailer-Arif Nihat Asya, Kal- Hamit Macit Selekler, Sevincin Yarısı-Melih Cevdet Anday, Bir Orman- İlhan Berk, Dert mi Ararsın?- Cahit Irgat, Samatya’da Güz Akşamı- İlhan Geçer ve İstanbul- Fethi Giray.

     

    Nahit Ulvi Akgün- Birisi, Suat Taşer- İzmirname, Salah Birsel- Kikirikname, Ömer Faruk Toprak- Ak Kağıt Üzerine, Mehmet Kemal- Yolculuk, Saabahattin Kudret Aksal- Uyuyamıyor Geceyi, Necati Cumalı- Maril, Özdemir Asaf- Aynanın Oyunu, Nevzat Üstün- Ak Yeşil Kavak Ağaçları, Attila İlhan- Müjgân’a Aşk Şarkıları I, Arif Damar- Bozcaada Kinidostan, Can Yücel- Sevgi Duvarı, Ümit Yaşar Oğuzcan- Sevenler İçin adlı şiirleri şairlerin kendilerinin seslendirdiği 4. Kasette yer alan diğer şairler ve eserleri şunlardır: Şükûfe Nihâl Başar- Zindandaki Işık, Hâlide Nusret Zorlutuna- Yeni Bir Yıl, Sabahattin Ali- Rüzgâr, Orhan Murat Arıburnu- Kasap, Rüştü Onur- Memnuniyet, M. Tayyip Uslu- Arkadaşlık

     

    Projenin 5, 6 ve 7. kasetlerinde Özdemir İnce, Ülkü Tamer, Yüksel Pazarkaya, Kemal Özer, Onat Kutlar, Hilmi Yavuz, Ataol Behramoğlu, Süreyya Berfe, Refik Durbaş, Sennur Sezer, İsmet Özel, Eray Canberk gibi o yıllara göre daha yakın dönem şairlerin şiirlerine yer verilmiş.

     

    Hürriyet Gösteri dergisinin bu arşivlik ve evladiyelik, öncü çalışması Türk şiirine, başka projelerin devreye girmesi bakımdan da büyük katkı sağlar. Çünkü doksanlı yıllar ve sonrasında gerçekten çok sayıda şiir kaseti ve albümü şiir severlerle buluşur. 

     

    Çocukla çocuk olmalı mı?

     

    Şiir kaseti ve albümleri ile adını duyuran, kendi şiirlerinin yanı sıra Mehmet Akif Ersoy, Cahit Zarifoğlu, Attila İlhan gibi şairlerin şiirlerini yorumlayan radyo programcısı Sadri, radyo programları ve çeşitli yerlerdeki şiir programları ile hem dinleyici kitlesini genişletir hem de adının ve şiirlerin geniş yelpazede duyulmasını sağlar. Çıkardığı albümlerden bazıları: Hüzün Şiirleri (1989), Ben Aşkı Satın Aldım (1993), Eylül Yağmuru (1994), Memleket Havaları (1996), Adam Gibi (1998), Öylesine Sevmiştim (1999), Bir Adın Kalmalı (2000), Bir Şey Söyle (2001) ve Ben Sana Mecburum (2002)’dur.

     

    İstanbul’dayken çalıştığım bir özel okula, sanatçı Taha ile birlikte davet etmiştik. Programa göre, İbrahim Sadri önce konuşacak, sonra şiirini okuyacak ve sahneyi Taha’ya bırakacaktı. 

     

    Program planlandığı gibi başladı. Sadri, hayatından ve yaptıklarından biraz bahsettikten sonra öğrencileri kendisiyle ilgili soru sormaya teşvik etmek istedi ve öğrencilere, “Benimle ilgili başka bir şey merak etmiyor musunuz?” mealinde bir soru sordu. Bunun üzerine öğrenciler arasından “muzip” biri de “Hayır!” deyiverdi. Bu, sanatçı Sadri’nin beklemediği bir şey olmalı ki “Ben de şiir okumuyorum!” dedi ve sahneyi Taha’ya bıraktı. O, kendince öğrencinin tavrını “protesto” etmişti!.. Bir eğitimci olarak İbrahim Sadri’nin bu tavrını o zamandan beri hep “çocukça” bulmuşumdur. İletişim adına “çocukla çocuk” olunabilir ama bu gibi işlerde değil. Buna bir espri olarak devam edebilir, kendisi hakkında çok daha olumlu bir intiba bırakabilirdi.  Her neyse!..

     

    Şiirdeki sancı

     

    Şiir kasetleri ve albümleriyle şiirlerini geniş kitlelere ileten “sancılı, dertli” şairlerden Murat Kapkıner’i analım. O, şiir vadisinde adı anılacak şairlerin başında gelir. Bilhassa Varide dergisi ile adından söz ettiren Kapkıner’in Bu Rüzgâr, Acımız Geceyi Büyütür, Kardeşime Mektup adlı şiir kasetleri vardır. Bu kasetlerde yer alan Seni Bildim Bileli, Eyyub, Yusuf, insanın ruhuna derin etkiler bırakan şiirlerinden birkaçıdır.

     

    Öte yandan yapımcılığını Asır Ajans’ın üstlendiği; Yahya Kemal Beyatlı, Mehmet Akif, Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya, Abdullah Öztemiz Hacıtahiroğlu, Muhammed İkbal gibi şairlerin naatlarının yer aldığı “Hz. Peygamber’e Naatlar” adlı albümü de analım.

     

    Şiir radyo ve TV’de

     

    Şiir kasetleri ve albümleri daha çok radyo ve TV programcıları tarafından hazırlanmış ve piyasaya sunulmuştur. Bunların arasında Yusuf Ziya Özkan, Bedirhan Gökçe (Üçüncü Sayfa Şiirleri, Başım Gözüm Üstüne, Adam kavgada Belli Olur, Biz Hesapsız Sevdik), Dursun Ali Erzincanlı (Ey Sevgiliye I- VII, Kutlu Doğum, Af Makamına, Adın Geçer), Hayri Küçükdeniz (Birçok albümde şiir yorumları yer almıştır.), Uğur Arslan (Beni Tanırsın Sen, Deniz Feneri 1-4), Reha Yeprem (Yıldızlar Gecenin Değildir, Doğum Gününüz Kutlu Olsun Efendimiz, O Herkesin Peygamberi, Yolcu) vardır. Bilhassa yakınlarda vefat eden Yusuf Ziya Özkan’ın -Allah rahmet eylesin- Mehmet Akif Ersoy ve Yunus Emre’den şiirler albümü gerekse sahabe hayatlarının anlatıldığı kasetler gerekse de hayatımızın içinden- dualar ile her kesimden herkesin sevgisini kazanmış, zihinlerinden yer etmiş bir isimdi.

     

    Şiir albümü sahasında anılması gereken bir isim daha var: Sacit Onan. Çeşitli yapımlarda seslendirme işinin yanı sıra bazı televizyon ve radyolarda şiir programları yapan Onan, Suya Düşen Mısralar, Yere Düşen Yıldızlar (Filistin Şiirleri) adlı şiir albümleri ile de şiir katkısı söz konusudur.

     

    Bu şarkı burada bitmez!..

     

    Tarihler 26 Mart 1999’u gösterdiğinde şiir albümü sahasında, daha sonraları ülkenin kaderine derinden etki edecek olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Bu Şarkı Burada Bitmez- Şiirler adlı kaset ve albümü raflarda yerini alır. Albümde; Necip Fazıl Kısakürek- Zindandan Mehmed'e Mektup, Canım İstanbul; Erdem Bayazıt- Sana Bana Vatanıma Ülkemin İnsanlarına Dair, Birazdan Gün Doğacak; İbrahim Sadri- Bizim Yaşadığımız; Nurullah Genç- Beni Yakışına, Hayal Limanına Demirleyen Yelkenliyle ve Teoman Alpay- Samanyolu adlı şiirler yer almaktadır. Çıktığı günden itibaren biraz da siyasi kimliğin etkisiyle büyük bir beğeni ile dinlenen albüm, 1 milyon adet satarak Türkiye'de 1999'un en çok satan albümü olmuştur.

     

    Hep kahır!..

     

    Bir başka şiir albümü Hep Kahır- Gurbet Şiirleri’dir. Yapımcılığını Fon Müzik ‘in üstlendiği Hep Kahır- Gurbet Şiirleri adlı albüm, birbirinden kıymetli şairlerin gurbet üzerine yazdığı şiirlerden seçilerek meydana getirilmiş. Tematik özelliği olan bir albüm yani. Albümdeki eserler Cem Karaca, Ayşe Egesoy, İbrahim Sadri, Müşfik Kenter, Ayla Algan, Hâluk Kurdoğlu, Uğur Arslan, Nihat Nikerel, Nedret Güvenç, A. Selçuk İlkan, Savaş Ay ve Bedirhan Gökçe tarafından yorumlanmış. Albümdeki şiirler Yahya Kemal, Cem Karaca, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet, Nurullah Genç, A. Vahap Akbaş, Abdurrahim Karakoç, Hayrullah Paşalıoğlu, Sezai Karakoç, Bekir Sıtkı Erdoğan, Sadettin Kaplan ve M. Atilla Maraş gibi şairlere ait.

     

    Daha yok mu?

     

    Hiç şüphe yok ki şiir vadisinden yankılanan sesler bunlarla sınırlı değil. Bu yazıda belki var olanın zekâtına değinebildik. İçeriğine çok girmeden sadece isimlerini anarak ancak yer verebileceğim Göklerin Titreyişi, Kurtar Beni, Gurbet Şiirleri, Bilseydin, Gelseydin, Gel adlı şiir albümleri de şiir severlerin kalbinde yer etmiş, şiirin sesini yükseltmiştir.

     

    Hakikat şu ki insanlar şiir okumalı, şiir dinlemeli. Duygu eksenli bir tür olduğu için aklı frenleyen bir yanı vardır onun. Aklın da duyguyu frenleyen bir ödevi vardır. Bu sebeple akıl-kalp bütünlüğü ile hareket edebilenler ekseriya istikamet sahibi kimselerdir. Öteden beri şiir, halkın arasında var olagelmiştir; bundan sonra da olmaya devam edecektir. İnsan var olduğu müddetçe şiir vadilerinden sesler de yankılanmaya devam edecektir.

     

    Şiir tattır ama insan ruhuna bıkkınlık vermez; o, elmanın içindeki “şeker” gibidir. Onun için derdi davası olan bütün yürekler iniltilerini şiirin kanatlarıyla havalandırmış, sözün semasında o kelamlar, âlemi seyre dalmış, orada gördüklerini yeryüzündeki yüreklerle paylaşmışlardır. Öte yandan, kalemi şiirin denizinde ıslanmamış hiçbir edibin dili yeterince tatlı değildir. Islananlar bütün bütün tatlıdır diyemem ama diğerleri hepten tatsızdır. Dünyamıza tat gelmesi için şiir yazalım, şiir okuyalım. Vesselam.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.