|   | 
  • Cevahir Kadri

    Hayatımızın Süsü: Edep ve Adap

    Edepli yaşama, adaba uygun davranma tolum hayatımızın olmazsa olmazlarındandır. Ama bunun önemi ne kadar bildiğimiz hususu çok tartışma götürür bir durumdur.

     

    Adap; yemek, içmekten, konuşmaktan, büyüklerin yanında nasıl davranılacağından, makam mevki sahiplerinin yanında nasıl davranılması ve konuşulması gerektiğine varıncaya kadar hayatı baştan sona çepeçevre kuşatan alanı kapsar. Sosyal hayatımızı alanlara göre bir listeleme ve gruplama yapsak her birerinin ayrı ayrı adapları olduğunu anlamak için bizzat hayatın içerisinde olmak yeterli.

    Teknoloji ile birlikte hayatımız yeniden dizayn edildi. T.Ö ve T.S yani teknolojiden önce ve teknolojiden sonra gibi bir ayrımı hayatımızı düzenleyen adap için yapmamız söz konusu. Haddizatında edep ve adabın ana ilkeleri bellidir. Bunu her alana uygulamak suretiyle o alanın adabını oluşturmuş ya da o alanın adabını bilmiş ve yaşamış oluruz.

    Edebiyatımızda ilk “siyasetname” olarak nitelenen, Balasagunlu Yusuf Has Hacip tarafından yazılan Kutadgu Bilig’de, Edip Ahmet Yüknekî’ninAtabetü’l-Hakayık’ta, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevî’ninDivan-ı Hikmet’inde, güzel Türkçemizi çağları aşan,kendine has söyleyişleriyle de bizlere örnek olan Yunus Emre gerek Divan’ı ve gerekse Risaletü’n-Nushiye’sinde, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Makalat’ında, Mevlana’nın Mesnevi’sinde türlü türlü adaptan çokça bahsedildiğini görürüz.

    Kitle ulaşım araçlarında, meclislerde oturup kalkmak, konuşmak, susmak adabı günümüz insanının, bilhassa gençlerimizin öğrenmesine ve yaşamasına en çok ihtiyaç duyduğu konulardandır. Otobüs ve tramvaylarda, şehir hatları vapurlarında gençlerin yaşlılara, kadınlara, hamilelere oturmakta oldukları koltuklarından kalkıp onlara yer vermeleri önemlidir. Uzun yolculuklarda zaman zaman rastladığımız, uyuma modu sadece kendimizi kandırmanın yollarından biridir.

    Halk meclislerinde, büyüklerin yanında yerinde, sözü uzatmadan ve kelimeleri seçerek kullanmak önemlidir. Bir kelimenin anlam dünyasından haberdar olarak onun başka hangi anlamlara gelebileceğini düşünerek konuşmak da adaptandır. Aksi takdirde pot kırmış, sözümüz amacını aşan anlamlara gelerek istenmeyen durumların ortaya çıkmasına sebep oluruz.

    İster halk meclislerinde ister topluluk önünde hazırlıklı ve hazırlıksız olsun yapılacak konuşmalarda Yunus Emre’nin söz söyleme üzerine oldukça anlamlı olan şu ikazlarına kulak vermemiz gerek:

    Kişi bile söz demini demeye sözün kemini

    Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ide bir söz

     

    İnsan, sözün söylenme zamanı ve kıvamını bilir ve sözlerin kötüsünü değil de iyisini, güzelini söyler ise cehenneme dönen şu dünyayı sekiz cennete çevirebilir der. Sözün etkisini anlatması bakımından şu dizeler de harikadır:

     

    Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı

    Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ide bir söz

     

    Bu dizelerin çağrıştırdığı bir atasözümüz var: Kalem kılıçtan keskindir. Evet, Yunus da âdeta bu atasözünü başkaca söylemiş gibidir. Sözü öyle ince eleyip sık dokuyan, kıvamını, demini bilip ona göre söylemek nice savaşları sonlandırır. Barışa, selamete çıkarır. Düşüncesizce, sinirlerimizin emrine giren dilin ateşli söyleyişleri ile de “Öfkeyle kalkan zararla oturur.” Atasözümüzde olduğu gibi böyle sözler, nice kellelerin uçurulmasına, hayatların söndürülmesine sebep olur. Yine öyle güzel sözler de vardır ki söyleyen için bir hayat kaynağı, can suyudur ve kişi acılı ve zehirli yemeğini bile bal ve yağ haline getirir.

    Büyüklerin yanında söz söylemenin adabı konusunda şu uyarılar altın değerindedir:

     

    Yûnus imdi söz yatından söyle sözügayetinden

    Key sakın o şeh katından seni ırağ ide bir söz

     

    Yunus bu dizelerde “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!” hesabı sözü kendi nefsine söyleyerek bir bakıma herkese bir nasihat etme yolunu seçmiştir. Bu dizelerde Yunus, önceki söylenenlerin devamı olarak sözü sen de iyisinden söyle, dikkat et ki söylediğin bir olumsuz, kötü, kırıcı bir seni şeyhinin, büyüklerin, değer verdiğin insanların katından, kalbinden seni uzaklaştırır. Toplum seni reddeder diye ikaz etmektedir.

     

    Hacı Bektaş Veli,Makalat’ında marifet konusunda şunu söyler: “Marifetin evvel makamı edeptir.” Edep, önemlidir; kişinin Allah’a karşı duruşu, kulluğunu, acizliğini bilmesi de edebindendir. Kişinin çevresiyle ilişkisini düzenli kılması da edebindendir. Bir marifet olan kişinin Rabbini bilmesi de edeptendir.

     

    Edip Ahmet Yükneki “Bilgilinin sözü öğüt, nasihat ve edeptir.” der Atabetü’l-Hakayık adlı eserinde. Söz söylemek önemlidir. Edip Ahmet üstadımız da öyle diyor bak: “Dinle, bilgili ne diyor: Edeplerin başı, dili gözetmektir;dilini muhafaza altında tut, dişin kırılmasın;eğer muhafaza altından çıkarsa, dişini kırar.Düşünerek konuşan adamın sözü, sözün iyisidir;çok gevezelik eden dil, karşı konulmaz bir düşmandır.Sözünü başı-boş bırakma; dilini sıkı tut;dilin başı-boşluğu bir gün başa belâ olur.

     

    Sözün dışında, hal ve hareketlerimiz, oturup kalkışımız da edep çerçevesinde olmalıdır. Eskiden mahalle mescitlerinde bir hocanın huzurunda genişçe bir halka olunur, herkes sırayla “ağız dersi” alırdı. Sabahları namaz sureleri ve dualarını, akşamları da 32 farz gibi ilmihal bilgilerini her gün tekrar ede ede öğrenir, ezberden söyleyebildiklerinden “geçer”di. Burada İslam’ın şartları ezberlenirken “İslam’ın şartı beştir. Altıncısı “Büyük küçük haddini bilmektir.” denirdi. Bizler öyle öyle öğrendik. O zaman aklımıza biraz ters gibi gelen bu durum, edebin, haddi bilmenin önemini anlatması bakımında çok kayda değer bir durummuş. Bugün bunu daha iyi anlıyoruz.

    Hadd, sınır demek, çoğulu hudud. İnsanın haddini bilmesi onun erdemli olduğunu gösterir. AllahuTeâla, Maide Suresi 87. Ayeti kerimede “Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı o güzel ve temiz nimetleri kendinize haram kılmayın, haddi aşmayın. Çünkü Allah haddini aşanları asla sevmez.” buyurmaktadır. Bir diğeri de her hafta hutbede okunan Nahl suresi 90.ayetidir ki o da haddi aşmamamız konusunda öğüt verir: “Allah adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsanı, en güzel davranışı ve muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.

    Edepten adaba, hayatın her alanın görgü ve nezaket kuralları çerçevesinde hareket edersek, sosyal hayatımızı da doğru tanzim etmiş oluruz. Haddi aşmamak, büyük küçük haddimizi bilmek ahlâklı olmanın en bariz vasıflarındandır. Güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilen bir peygamberin ümmeti olan bizler, öncelikle ahlâklı olmanın, öyle yaşamanın yollarını daima aramalı ve ahlâklı olman çabası içerisinde olmalıyız.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.