|   | 
  • MEKTUP 2: KUTSALIN ÖTESİNDE

    Yine kaderin kaleminin doğruluğun şaşmaz elinde tecellisini gördüm, can bulurken dilimde harflerin küstahlığı. Oysa ruhum aydınlatılmamış çağların illetine maruz. Anlayabiliyor musun kendim kadar yalnızım ve kendimle baş başa, kendim kadar kalabalık. Gözlerimiz ateşi tutsak etmek için kendini nasıl tüketirse satırlarda öyle tükenip gitmekte tamamlanmamış hikâyemiz. Tutsak olan bizleriz, tutsak olan ellerimiz. Gönlümüz yorgun düştü ilhamın kapısında beklemekten. Ne varımız var; ne yokumuz. Anla işte, yok oluyoruz. Kaderin kalemi dokunurken kağıdımıza satırlarda tekrar tekrar can bulan bizleriz. Tükenmiş bir kalem, sonu gelmiş satırlar... Anla işte, yok oluyoruz…

     

    Bir gün asıl ben vardığım vakit ötelerden öteye, sana sevmekten bahsedeceğim, seni sevmekten bahsedeceğim. Ama şimdi ıstırap yeşeriyor tohum döktüğümüz topraklarda, öyle ya zehir yutkunuyoruz her saniye. Feleğin eleğinden geçerken arınamamışların şiiri değil mi okumak zorunda kaldıklarımız. Bu türkü onların, bu destan onların. Son defa cesur ol ve itiraf et söyleyeceklerini sessizliğimize. İtiraf et iki damla gözyaşından başka ne kaldı bize, ne kaldı onları dökmekten başka eşiğimize.

     

    Ya biz gökyüzüne bakarken bir kuş uçmaktan vazgeçerse ya yeryüzündeki her adımımız bir karıncanın bedduasına eşdeğerse ya bizim yaşamak sandığımız şey farkında olmadan ölmekse. Desene yuvasını yıkarken bir karıncanın, ölen aslında bizmişiz. Korkuyoruz öyle değil mi bir gün vazgeçtiklerimiz uğruna dönmek zorunda kalmaktan.

     

    Mahrumuz prangaya vurulmuş bir cahilin siteminde yeşeren masumiyetten, eline kına yakmış köylü bir çocuğun sevincinden ve mahrumuz kaygısız olma özgürlüğünden.

     

    Sen de biliyorsun ki nezaketini yitirdi bütün duygular insanoğlunda. Korkuyorum bir gün sevmekten utanalım. Karanlığa rağmen gözlerini kapayıp yola çıkmaya benzer bu: Azıcık cesaret, umutsuzluk ve ahmaklık.

     

    Tadı kaçtı zaten her şeyin artık, doymak bile istemiyorum; çekin gözlerimin önünden altın tepside sunduğunuz nimetleri. Bu yalnızlık korkutmuyor beni anlıyor musun ben onunla varım. Hislerim soyut tükenmişliklerin girdabında dönüp dururken boğulmaktan da korkmuyorum, anlıyor musun? Hem bu sessizlik de korkutmuyor beni. Hayır, meydan okumuyorum hiçbir şeye; sadece dürüst olmak istiyorum, karşılığını ötelerden beklercesine!..

     

    Bütün yitirilmiş kavramlarla açıklanmalı bu hikâye. Tarih kadar eski olmalı, kötülük kadar gerçek. Anlıyor musun beni, ağlamalıyız bugün, hem de yüreğimizi parçalarcasına. Kaçtığımız yerden varmak istediğimiz yere bir mültecinin kalbini taşıyarak yol almalıyız; bedenlerimizde ve öyle bir çelişkiyle ki hiçbir beklentimiz olmadan. Anla işte, her şey gibi bu sayfalar da beyaz olmayacak, kaderimiz kefenimiz kadar beyaz olmayacak ve belki bir kefenimiz bile olmayacak. Anla işte, ağlamalıyız bugün hem de birlikte.

Kar360.com Kayseri-Türkiye ve Dünya gündemini takip edebileceğiniz, İnteraktif bir haber sitesidir. Yazılım ve Tasarım hizmeti www.tahamedya.com tarafından yapılmıştır.