|   | 
  • Nurettin Bilgen

    TABİATIN İNTİKAMI GEÇ AMA SERT OLUR

     

    Selamların en güzeliyle! Çok kıymetli dostlarım, gündüzün ışığını karartan gecenin karanlığı gibi;gönlümüzü karartan ve bizleri üzüntüye sevk eden, çevremizdeki olumsuz gelişmelerdir. Bunlar son yıllarda ve son aylarda o kadar arttı ki gerek insan doğasının dengesini gerekse çevreyle ilgili tabiatın ekolojik dengesini tamiri güç ve imkânsız yaralar açmıştır.

     

    Yüz yıllık son dönemde, T Malthus’un “nüfus teorisinde” belirttiği gibi nüfus; özellikle toprağa dayalı ekonomilerin yaygın olduğu, insan gücüne fazla ihtiyaç duyulan bölge ve ülkelerde hızla artmıştır. Buna karşın gelişmiş, sanayileşmiş ve teknolojik üstünlüğe sahip ülkeler nüfus artışını durdurmuş, makine gücüne yönelmiştir. Gelişmiş ülkeler, gelişmemiş ülkeleri kendilerine bir tüketici pazar yaparlarken okumuş gençlerini de transfer edip beyin göçü sağlamışlardır. Dünyanın toplam servetinin ve olanaklarının %85’nin sahibi, dünya nüfusunun ancak %5’ni oluşturan gelişmiş ülkelerdeki büyük sermaye sahipleri idi.

     

    1972 Yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de toplanan BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda bu yeni dönemde ortaya çıkan dengesizliğin oluşturduğu sorunlar “3Psorunları;PopulationPowerty, Pollution” olarak adlandırıldı ve ortaya kondu.  Bunlar: Population aşırı nüfus artışı, Powertydoğal kaynaklar ve enerji kaynaklarının hızla tüketilmesi ve Pollution aşırı toprak, hava ve sularda oluşan kirliliktir.  1952 Londra Büyük Hava Kirliliği’nde  (Gread Smog of London - Londra Öldüren Sisi) 5-8 Aralık 1952 tarihleri arasında 4.000 kişi hayatını kaybetti 100.000 kişi de hastalandı. Alışılmadık derecede soğuyan ve rüzgârsız hava koşullarında kömürle çalışan fabrikalardan çıkan karbon ve sis Londra’nın üstünü âdeta kapladı ve temiz havayı yoketti.

     

    Bunun gibi hava, su ve toprak kirlenmeleri ekolojik dengenin tahribatı sonucunda tabiatın adeta öç almasıydı. Bu öç alma azalmadı ve günümüze kadar devam edegeldi. Yakın zamanda ve hâlen devam eden Tuna Nehrinde su kirliliği, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nde müsilaj kirliliği, Basra Körfezi’nde petrol atıkları gibi yüzlerce ve daha fazla kirlilik çeşitleri tabiatın zararsız ve faydalı dengesini bozdu. Örneğin normal koşullarda atmosferde %03 olan CO² oranı %05‘e yükselmiştir. Bunda hızlı sanayileşme kadar orman yangınlarının da hızla artması etkili olmuştur. Yanan ormanlar öncesinde CO²’yi alıp fotosentez yoluyla O² üretiyordu. Ağaçların kesilmesi ve yakılması heyelan ve selleri artırdığı gibi, fotosentezin azalması havada CO² oranını artırıp atmosferin en alt kısmında âdeta karbondan bir branda ve sera oluşturdu. Bu yeni olumsuz durum, mevsim koşullarını yağış, kurak dönemlerini değiştirdi. Küresel ısınma bu olgunun en önemli ve kötü sonucudur.

     

    Bu olumsuz kirlilik ve ekolojik bozulma, insan bedeni ve ruh sağlığında olumsuz etkiler ortaya çıkardı. Dünyanın birçok yeri açlık, kıtlık, fakirlik pençesinde kıvranarak yaşam mücadelesi verirken, her yıl 2 milyon çocuk hayatını açlık ve fakirlik nedeniyle kaybederken; aynı dünyamızın başka bir bölgesinde yüzbinlerce insan aşırı beslenme ve obezite hastalığı nedeniyle hayatını yitiriyordu.

     

    Gerek fiziki ortam ve tabiat gerekse insan ve ruh dünyamızın dengesini korumaz isek açlıktan ölen milyonlara yeni milyonlar; obeziteden ölen yüzbinlere belki yeni milyonlar eklenecektir. Havası, suyu, toprağı kirlenmiş dünyamızda ruh hastalıkları artacak, sosyal yapı ve toplum düzeni onulmaz zararlara maruz kalacaktır. Unutmayalım gerek fiziki çevremiz gerekse ruh dünyamız akıl dışı, bilim dışı ihtiraslarımıza kurban edilemeyecek kadar değerlidir. Ona değer verirsek o bize değer verir, değer vermez ve bozarsak tabiatın intikamı ağır olur. Son aylarda dünyada ve özellikle cennet ülkemizde seller yangınlar ve birçok felaketlerde kaybettiğimiz can ve mal kayıpları bunu ispat etmektedir.

    ***

     

    ATLAS OKYANUSU SAHİLİNDE FAS – MOROCCO – MAGRİP

     

    Sevgili dostlar, bugün sizi Afrika’nın en kuzeyi ve batısında yer alan ekzotik özellikleri ve kültürel renkleri ile capcanlı yeni bir coğrafyada farklı bir ülkeye götüreceğim.

     

    2000 yılı sonlarında Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Coğrafya Eğitimcisi ve öğretim üyesi olarak göreve başlamıştım. Aradan on sene geçmesine rağmen yaşadığım kişisel ve ailevi olumsuzluklar ve ağır şartlar nedeniyle akademik yükselmem için gerekli olan yabancı dil puanımı 40 tan yukarı yükseltip bir türlü 65 puana ulaştıramamıştım.

     

    Bir arkadaşımın tavsiyesi ile uygun maliyetle Fransızca kursunu Fransa’da alamayacağımı orada çok pahalı olduğunu; Afrika’dakifrankofoni ülkelerinden (Fransız sömürgesinde kalmış ve Fransızca konuşulan) olan Fas’ta Fransızca konuşulduğunu burada uygun kurs bulabileceğimi söyledi. Bunun üzerine bir süre araştırma yapıp Fas’ın Tanca şehrinde oturan Faslı ve Tancalı genç bir Fransızca öğretmeni olan L. Mustafa ile anlaştım. İnternet üzerinden iletişim kurduk ve anlaştık.

     

    2010 yılı ocakayının ortaları idi; hava Türkiye’de çok soğuktu. İlk defa bir Afrika ülkesine gidiyordum. Teorik klimatoloji bilgilerime göre Afrika ve Fas sıcak olmalıydı. Bu sebeple kış şartlarını dikkate almadan yola çıktım.Gitmeden önce L. Mustafa ve ailesi için yöresel tekstil ürünleri ve tatlılardan hediyeler de aldım yanıma.

     

    İstanbul’dan havalanan uçak, 5 saat sonra, bizi Atlas Okyanusu kıyısında büyük bir ticaret, kültür ve liman şehri olan Kazablanka 5. Muhammet Havaalanı’na getirdi. Havaalanında memurlarla bazen Arapça bazen de Fransızca konuşarak çıkış işlemlerini yaptırdıktan sonra bir araç ile Kazablanka’nın önceden bildiğim en meşhur yeri olan II. Hasan Camisi’ne gitmek istediğimi söyledim. Taksici benim nereden geldiğimi sordu. Ben “Türkiye’den geldim.”deyince oldukça sevindi ve benimle yakından ilgilendi. “İstanbul çok güzel.” dedi. Ben de “İstanbul’a geldiniz mi?” diye sorunca; “Hayır,Türk dizilerinden gördüm.” dedi. Anladım ki dizi ve film sektörü yani kültür politikaları ve varlıkları ülkeleri yurtdışında önemli bir tanıtım aracı idi.

     

    ATLAS OKYANUSU KIYISINDAKAZABLANKAKORNİŞ’TE II. HASAN CAMİİ

     

    Taksici ile sözleştiğimiz gibi II. Hasan Camisi’ne geldik. Burası Korniş adı verilen İzmir ve Selanik’teki Kordon boylarına benzeyen uzun bir rekreasyon alanı ve parklardan oluşuyordu. Kazablanka’nın en çok ziyaret edilen ve sevilen bir yeri idi. Ben de önce buradaki II. Hasan Camii’ne giderek namazımı kıldım.Sonra Korniş boyunca yürüdüm. Burada yer alan çok sık ve çok yüksek palmiye ağaçları okyanusun kıyıya vuran güçlü dalgalarının oluşturduğu rüzgâr ve esintilerle çok güzel bir görüntü oluşturuyor, bana unutulmaz zevkli bir zaman geçirmefırsatı sunuyordu. Okyanus kıyısında okyanusu seyreden meraklı ve güler yüzlü Faslı erkek ve kadınların oluşturduğu kalabalıklar bana da gülümseyip “Merhaba! Ehlen ve sehlen!”diyorlar; ben de onlara cevap veriyordum.

     

    Vakit bir hayli geç olmuş, akşam namazı da yaklaşmıştı. Bu alan beni büyülemişti ve ben buradan bir türlü ayrılamıyordum. Bu sefer müezzinin muhteşem davudi sesiyle okuduğu akşam ezanı yükseldi Afrika ve Mağrip mimarisinin en özgün yapıtlarından olan II. Hasan Camii’nin güzel minarelerinden.Bir süre ezanı dinledim kendimden geçerek ve gözlerimi uçsuz okyanusta henüz batmış olan güneşin ardındaki kızıllığına uzun uzun bakarak. Ardından camiye girdim ve akşam namazını II. Hasan Camii imamının arkasında eda ettim.

     

    Namazdansonra o akşam kalacağım otele geçtim ve yorgunluğun etkisiyle istirahate çekildim. Ertesi sabah erkenden kalktım Kazablanka’nın modern caddelerinde bir süre gezindim. Orada her alanda ülkemizi temsil eden Türkiyeli yurttaşlarımızla da karşılaştım, kahvelerini içtim.

     

    Sevgili gönül dostlarım sizleri burada yine selamların en güzeliyle Allah’a emanet ederken haftaya Kazablanka’dan Rabat’a ve Tanca’ya götüreceğim.

     

     Sağlık dolu mutlu günler diliyorum, Allah bela ve musibet vermesin diye duacıyım.

     

    ***

    Bir yanlışı haklı çıkarmaya çalışmak onu iki kat büyütür!”

                                                                              Fransız Atasözü

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.