|   | 
  • YILBAŞI VE KİMLİK SORUNU

     Bir topluluğu ulus/kavim veya millet olarak tanımlatan unsurlar vardır. O unsurlardan hepsinden önce bir tarih olgusuna ihtiyaç vardır. Tarih, din, dil, sanat, örf, adet ve geleneklerle beraber modern dönemin daha çok öne çıkardığı bayrak bir toplumu millet yapan unsurlardır. 

     
    Tarih; Din, dil, sanat, örf, adet ve geleneklerin yaşam biçimi olarak görünürlük kazanmasının adıdır. Bir başka ifadeyle toplulukları millet yapan unsurlardır. Tarihi verilere göre bir ulus olan nice topluluklar; din, dil, sanat, örf, adet ve geleneklerde kendilerinden olmayan kavimleri taklit ve takip etmeleri sonucu; tarih kitaplarında yalnızca adlarının kaldığını görmekteyiz.
    Taklit ve takipler etnik olarak değişim/dönüşüm ve yok oluşa götürürken, dini anlamda da bir savrulmayı beraberinde getirerek değişimi dahada hızlandırmaktadır. Tabi ki bilim ve teknolojiyi bunların dışında tutmak gerekir. Çünkü bilim ve teknoloji milletlerin anonim malıdır. Üretim boyutunda her ne kadar patent kavramı, onu bir ulusa mal etse de; bilim ve teknoloji tarihin derinliklerinden süzülerek gelmektedir. Adeta yuvarlandıkça büyüyen bir kartopu gibi.
    Teknolojinin değişimdeki rolünü hafife almıyorum. Eşyanın ve mekânın ruhunun var olduğuna inanıyor ve bunun tecrübe edildiğini biliyorum. Ancak diğer faktörler gibi önceliği yoktur.
    Toplumun şekillenmesinde, örf adet gelenek, sanat ve yaşam tarzının oluşumunda dinin oynadığı rolün hiçte küçümsenmeyeceğini herkes bilir. Hele ilahiyatçılar, tarihçiler ve sosyologlar?Yani din toplumu inşa eden ve sürekli kılan, millet ve devlet yapan en önemli unsurdur. Diğer bir ifade ile bireye ve topluma kimlik kazandıran bir değerdir. 
    Bu süreç içerisinde yılbaşı gibi yalnızca Hristiyanlara ait olan bu davranış biçiminin,  inancın ve kültürün; Hristiyan olmayan başta Müslümanlar olmak üzere diğer inanç ve yaşam sahipleri için ne ifade ettiği ve nasıl sonuçlar doğuracağı; başta ilahiyatçılar olmak üzere sosyolog ve tarihçiler tarafından değerlendirilmeli ve toplumla paylaşılmalıdır.
    Yılbaşı; çarpık İsa anlayışını ve Noel?i bir kenara koyacak olursak içerik olarak; tüketimin, ağaç katliamının, alkolün, zinanın, kumarın, haz ve zevkin yüksek perdeden toplumun her katmanında koro halinde icra edilmesinin adıdır. Aslında tüketim, alkol, zina, kumar ve eğlence diğer gün ve zaman dilimlerinde de yasaların güvencesinde icra edilmektedir!
    Ama yılbaşı sıradan bir hafta sonu eğlencesi değil.Bir bütün olarak yılbaşı; yanlış İsa ve Noel anlayışı ile bir inancı, felsefeyi ve yaşam tarzını toplumlara üflemek ve bilinçaltına işlemek gibi bir rolü üstlenmektedir. Yani uzun vadeli de olsa farkında olmadan toplumsal hayatı tasarlamak, yeni yaşam tarzı ve kimlik oluşturmada işlev görmektedir.
    Türkiye?de olduğu gibi İslam ülkelerinde miladi yılbaşı etkinlikleri devlet destekli kutlanmaktadır. Ve o gün tatildir. Müslüman toplumun çoğunluğu da bu etkinliklere göreceli de olsa katılmaktadır. Kanat önderleri/DİB yılbaşının İslam?da olmadığını söylemekteler. Ama her nedense kutlama etkinlikleri her yıl artarak devam etmektedir. 
    Noel anlayışı dışında yılbaşı tarzı yaşam biçimi zaten varlığını sürdürmektedir. Yılbaşına birkaç gün kala, yılbaşı kutlamalarının haram olduğunu hutbelerde okumak ve gazete köşelerinde yazmak pek bir şeyi değiştirmiyor!
    Yılbaşı etkinlikleri ve benzer yaşam tarzını; yaslar, endüstriyel ilişkiler, kültür, medya ve inanç şekillendirmektedir. Evet! Eşyanın ve mekânın ruhu var. Sahip olunan şeyler yaşam biçimi üretmektedir. Onlar değiştirilmedikçe yaşam algısı da değişmeyecektir.  
    Yılbaşı aidiyet duygusunun erozyona uğraması ve kimlik krizinin sonucudur.

    Kayseri Anadolu Haber

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.