|   | 
  • Nurettin Bilgen

    DENK Mİ?

     

    Sizleri selamların en güzeliyle selamlıyorum. Kıymetli dostlarım, sizce toplum ve birey olarak ve yakın çevremizde birbirimizle tanışıp kaynaşabiliyor muyuz? İyi günde sağlıkta ve mutlulukta sevinçlerimizi paylaşabiliyor muyuz?  Kötü günde hastalıkta ve felaketlerde acı ve kederlerimizi paylaşabiliyor muyuz?

     

    Sınırlı olan zaman ve mekân gibi varlıklarımızı ölümsüzleştirmenin yolu çevremizle tanış olup, paylaşmaktan geçer. Sevinçler paylaşıldıkça artar, acılar ve kederler paylaşıldıkça azalır ve yok olur.  Unutabilir misiniz en zor zamanlarınızda yanınızda olan ve derdinizi paylaşanları, unutabilir misiniz sevinçli ve mutlu gününde beraber olan can dostlarınızı; unutamazsınız.

     

    Uzun süre tıraş olduğum berberin koltuğuna oturunca karşımdaki büyük aynada benim arkamda kalan berberin camında “DENK Mİ?” diye bir yazı vardı. Bir gün berberime dedim ki bu yazı ne böyle? O da bana: “Tıraşolan müşterilerim genelde başının ön tarafın tıraşının güzel olup olmadığına bakıyor, oysa ben onların başlarının arkasına da o kadar emek veriyorum ki ön tarafına denk bir ahenk oluşturuyorum, müşterime memnun olsun diye o yazıyı yazdım; “Arka taraftaki tıraş iyi olmuş mu, ön tarafa denk mi?” diye soruyorum dedi.

     

    Bizler de bu yaşadığım örnekteki gibi tüm davranışlarımızda, işlerimizde, alışverişlerimizde, insan ve toplum ilişkilerimizde denkliği aramalı ve dengeyi sağlamalıyız. Aksi takdir de çevremizde üzdüğümüz kırdığımız çok insan olur. Bir arkadaşım sosyal medya hesabında bugün şöyle demiş: “Değer verdiğim insanların ayağına diken batsa günlerce kendime dert edinip içim rahat etmezken; benim zor zamanlarda yaşadıklarıma kılını bile kıpırdatmayan kişiler bundan sonra bana on adımla bile gelseler tek bir adım bile atmayacağım, kendimden özür diliyorum.” yazmış.

     

    Evrene baktığımız zaman çok muazzam bir denge görüyoruz. Yüz milyarlarca galakside yer alan yine kentilyonlarca gök sisteminde bir denge var. Kuşun kanadında, balığın yüzgecinde, arının ayaklarında, havadaki oksijen miktarında, yüzümüzdeki göz, kulak, burun ve ağız dizaynında, ağzımızdaki dişlerin dizilişinde bir et parçası olan dilimizin tüm tatları algılama özelliğinde ve sesleri kelimelere dönüştürüp konuşmamızda çok büyük bir denge vardır.

     

    Yüce Rabbimiz (c.c.) Kur’an-ı Kerîm’de şöyle beyan eder: Göğe gelince, onu yükseltti ve mizanı (tüm evrende adâlet ve dengeyi) koydu”. (Rahman, 7) diğer ayette de denge konusunda nihaî noktayı koyar: “O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahman'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?(Mülk, 3)

     

    Kıymetli gönül dostlarım, şahsi hayatımız ve kişisel gönül dünyamızda ifrat ve tefritten uzak dengeli bir ruh yapısına sahip olmalıyız. Dengeli anne babalar, dengeli eğitimciler gelecek kuşakların da dengeli ve doğru yetişmesine öncülük ederler. Sağlıklı kuşaklar ise her konuda ülkesine ve insanlığa faydalı oldukları gibi parlak medeniyetlerin ışıklarını da yakıp çevrelerini aydınlatırlar.

    ***

     

    TANCA TRENİ KALKIYOR GARDAN!

     

    Sevgili dostlarım, geçen haftaki seyahat notlarımızda Kazablanka’da yarım günlük bir gezi yapmıştık; şehrin en güzel noktalarında muhteşem Palmiye ağaçları ile kaplı Korniş Sahili’nde, büyük bir kısmı Okyanus kıyısının doldurularak inşa edilmiş olan II. Hasan Camii’nde ikindi ve akşam namazını kılmıştık. Bir gece dinlenmek üzere kalacağım otele gelip yerleştim. Ertesi sabah Uşak’ta 1994 yılında ev sahibimiz olan iş insanı Mustafa Amca’nın oğlu olan ve Kazablanka’da deri imalatı ve ticareti yapan Erkan Bey’i arayıp buluştuk. Kendisi buradaki diğer Türkiyeli yurttaşlarımızla da tanıştırdı beni.  Türk Devleti ve Türkiyeli girişimciler Fas ile her alanda işbirliği yürütmektedirler. İki ülke arasında son yıllarda artan ticaret, bayındırlık ve eğitim alanındaki iş birliklerine bizzat şahit oldum.

     

    Fas, tarihi kültürel ve ticari açıdan Türkiye ile iyi ilişkileri olan bir ülke olduğundan, başta Fransa ve İspanya olmak üzere Avrupa Ülkeleriyle de çok sıkı ilişkileri fazla olan bir ülkedir. Bu yüzden kültürel açıdan Türkiye’ye çok benzer. Fas geleneksel olarak da kültürel yapısını günümüze kadar taşıyabilmiş ender ülkelerden birisidir.  Yüzölçümü Türkiye’den daha küçük olan  (710.850 km²) Fas’ın nüfusu da 38 milyon kişi kadardır. 1956 yılında önce Fransa sonra da İspanya’dan ayrılarak bağımsız olmuştur.

     

    Başkenti Rabat olan Fas’ın en büyük şehri ise Kazablanka’dır.Kazablanka’da gezilecek yerlerin başında II. Hasan Camii, Quartier Habous (Arasta çarşısı), Morocco Mall, Old Medina of Casablanca (eski çarşı), Casa Tramway, The Corniche (Atlas okyanusu Sahili), Gar De Casa Port (Tren Garı’dır).

     

    Gece iyi bir dinlenmenin ardından ertesi sabah Kasablanka’da merkez çarşılarda bir miktar alışveriş yaptıktan sonra Tanca’ya hareket etme saati geldi. Bunun için modern bir yapı olan Gar De Casa Port’a geldim. Tanca’ya gitmek için bilet aldım. Trenin kalkış saatini beklerken güler yüzle bana “Ahlen ve sahlen” “Hoş geldin!” diyen Faslılarla bazen Arapça bazen de Fransızca konuştum; buraya geliş amacım önceden de belirttiğim gibi Fransızcamı geliştirmekti.

     

    Derken Trenimizin hareket saati yaklaştı, biz ön taraftaki kompartımandaki numaralı koltuğumuza oturmuştuk ki, trenin kalkış sesini işittik. Bir sevinç ve bir heyecanla etrafa bakınıyordum, o sırada yerine yeni oturanlarla da selamlaşmış ve tanışmıştık bile. Fas’ta halk çok nezih ve çok güler yüzlü insanlardan oluşuyor. Bu da misafirleri ve yabancıları pozitif etkiliyor ve memnun ediyor.

     

    Kazablanka treni Gar’dan kalktıktan sonra şehrin dışına doğru yol almaya başladı. Yolun bundan sonraki kısmında en önemli istasyon bir saatlik mesafede yer alan başkent Rabat istasyonu idi. Arada kalan bu kısımda sanayi tesisleri ve ticari mekanların sıklığı gözden kaçmıyordu. Ülke genelinde 50 kişiyi ancak bulan nüfus yoğunluğu bu kısımda ve sahilde 300 kişiyi bulmaktaydı.

     

    Yaklaşık bir saat sonra trenimiz başkent Rabat’ta Gare Rabat Ville’e geldi. Burada bir süre bekleyip yolcu indirdi ve yolcu alıp tekrar hareket etti. Rabat gezimizi Tanca’da Fransızca kursumun bitişi olan yaklaşık bir ay sonrasına ertelemiştim. Rabat’tan sonra trenimiz yine sahil boyunca ama çoğunlukla kasaba ve köylerden geçip gidiyordu. Bazı büyük kasaba ve şehirlerde istasyonlarda çok az durup tekrar yola devam ediyorduk. Zaman ilerledikçe buradaki büyük şehirler olan Kenitra, Kasr el Kebir, Lareche ve Asila gibi büyük şehirlere de uğradık. Kırsal alanlarda çiftçilik yaygın olup daha çok şeker kamışı tarlaları geniş yer tutuyordu. Kazablanka’dan hareket edişimizin üzerinden üç saatten fazla bir zaman geçmişti ki son istasyon olan Tanca Gar’ına varmamıza da dakikalar kalmıştı.

     

    Tanca: Fas’ın Kuzey ucunda yer alan Afrika’nın âdeta kapısı kabul edilen bir noktasındaki stratejik önemi çok büyük olan Cebelitarık (Septe-Setua) Boğazı’ndaki çok gelişmiş bir şehirdir. Nüfusu 1 milyondan biraz fazladır. Afrika’dan Avrupa’ya bakan Tanca Fas’ın turizm, eğitim, ticaret ve birçok alanda en fazla gelişmiş şehridir. Ünlü seyyah İbni Batuta Tancalıdır.

     

    Kıymetli dostlarım haftaya kısmetse İbni Batuta’nın şehri Tanca’da seyahat notlarımızda beraber olalım diyorum, sağlıcakla kalın, hoşça kalın!

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.