|   | 
  • Dr. Metin Koç

    DUYGUSAL BEYNİMİZİ NASIL BESLERİZ?

    Journal of Clinical Child Psychology dergisinde 1997 yılında yayınlanan bir makale duygusal temas ile ilgili önemli sonuçlar vermişti. Çocuklarda “Parasempatik “sistemin nasıl geliştiğini araştıran bilim insanları bebekliklerinde anne babaları kendileriyle ilgilenen duygusal ihtiyaçlarını hemen cevap veren ve kendileriyle kaliteli bir ilişki geliştiren çocukların “Parasempatik” sistemlerinin daha güçlü olduğu ortaya çıkarmışlardı. Çocuklukta güçlenen bu sistemin ilerleyen yıllarda karşılaşılacak sorunların panzehiri olduğu ve stres, depresyona daha iyi direnmeyi sağlayan yöntemlerin anahtarı olduğu ise yıllar sonra anlaşılacaktı.

     

     Yukarıdaki örneklerde bebeklerin fizyolojik dengesinin onlara gösterilen sevgiye bağlı olduğunu gördük. Peki bu durum yetişkinlerde aynı mı? 

     

    British Medical’da yer alan bir başka makalede “Eşiniz sizi seviyor mu?” sorusuna “Evet” diyen kalp damar hastası erkeklerin hastalık belirtilerinin diğerlerinden iki kat az olduğu ortaya çıkıyordu. Bu haftalardaki risk faktörlerinin (stres, yüksek tansiyon) biriktikçe onları eşlerinin sevgisinin kuruduğu anlaşılmıştı.

     

    Duygusal anlamda verilen desteğinin kadınlarda da ayrı bir öneme sahip olduğu göğüs kanseri olan kadınlar üzerinde yapılan araştırmada ortaya çıkıyordu. Araştırmaya katılan 1000 kadından hayatlarında sevgi eksikliği olanlarda diğerlerine nazaran iki kat fazla ölüm görülmüştü. Ayrıca bu araştırmaya katılan sağlıklı kadınlardan sevilmediklerini hissedenler daha sık nezle grip ve bağırsak hastalıklarına yakalanıyordu. 

     

    Yine aynı araştırma kapsamında çıkan başka bir sonuç oldukça ilginçti: Araştırmaya katılan kadınlardan aynı ofiste çalışanların regl dönemlerinin sıklıkla aynı tarihlere denk geldiği görülmüştü. Aralarındaki sevgi bağının bu durumu pekiştirdiği ortaya çıkıyordu. “Limbik ayar” diye adlandırılan bu kavram duygusal yönden gelişen ve bir ilişkinin herhangi bir ilaç veya ameliyat gibi etkili olduğu ortaya çıkarıyordu. 

     

    Duygusal beynimizi besleyen başka bir faktörde spor yapmaktır. Bu alanda yapılan çalışmalar düz koşu yapmanın depresyon hastalarına iyi geldiğini ortaya koymaktadır. Depresyon hastaları üzerine yapılan araştırmaya göre haftada üç kez 30 dakika koşmadan yapılan canlı bir yürüyüşün dört ay içerisinde tıbbi tedavi kadar etkili olduğunu ortaya çıkarmıştır. Zira düzenli yapılan fiziksel egzersizlerin depresyonu iyileştirmesi yanında ortaya çıkmasını önlediği de görülmüştür. Yine düzenli egzersiz yapan insanların sonraki 25 yıl içerisinde depresyona girme olasılıklarının oldukça düşük olduğu da ortaya çıkmıştır.

     

    Egzersiz yapmanın duygusal sağlığımız için başka bir faydası daha vardır: düzenli egzersiz yapan insanların kalp ritmi, yapmayanlara göre daha ahenkli görülmektedir. Yani bu durum egzersiz yapan insanların Parasempatik sistemlerinin yani “Sakinleştiren Psikolojik Frenlerinin” daha güçlü olduğunu gösterir. Sempatik ve Parasempatik sinir sistemlerinin arasında kurulan sağlıklı bir denge panik atak ve kaygıya karşı en güçlü çözümdür. Zira Sempatik ve Parasempatik sistemler birbirinin zıttı olduklarından Parasempatik sistem ne kadar uyarı alırsa o kadar gelişir ve güçlenir.

     

    Duygusal beynimizi besleyen başka bir etken de bir “müzik aleti” çalmaktır. Yine duygusal beynimizin kendini yenilemesini ve farklı bir alana açılmasını sağlar. Bu anlamda Alman bir uzmandan edindiğim bu  deneyimi  birçok danışanıma uyguladım. Çok yoğun depresyona giren genç bir kadın terapi ile birlikte bir müzik aleti çalmaya başlamıştı. Kısa zamanda öyle bir zor dönemde keman çalmayı başardı ve keman gösterisine eşimle birlikte izlemeye gittim. Gittiğimde en ön sırada beni görmesi danışanımı  duygulandırmıştı ve ayrıca beni de duygulandırdı.

     

    Başka bir danışanım panik ataktan muzdaripti ve o da kısa zamanda keman çalmayı başararak beklenmeyen bir zamanda çok güzel bir konser vermişti. Bu iki danışanım da terapi sürecini oldukça başarılı geçirdiler ve şimdi mutlu bir şekilde hayatına devam ediyorlar. 

     

    Çevremizdeki insanlarla sağlıklı bir ilişki geliştirmek duygusal beynimizi besleyen başka bir yoldur. “Kendini gerçekleştirme piramidi’ni” ortaya çıkaran Abraham  Maslov “İnsan kendini gerçekleştirme zirvesine başkalarına yüzünü döndüğü zaman ulaşabilir” der. Başkalarıyla sağlıklı bir ilişki kurabilen insan aslında kendi sağlıklılığını başkalarıyla paylaşır ve kendi sağlıklı olmaya devam ederken çevresindeki diğer insanlara da bu sağlıklılığı yansıtır. Bu anlamda “Benim olabilmem senin var olmana bağlıdır.”diyen Husserl’e, Ortega Gasset  şöyle diyerek katılır: “Temel olgu benim varoluşum değil , benim dünya ile birlikte varoluşumdur.”

     

    Bu anlamda insanlarla iyi ilişkiler geliştirmenin kalbe etkisini ölçen bilim insanları kalp atışlarıyla bedenin ahenk oluşturmasını en hızlı ve kolay yolunun “başkalarına karşı yumuşaklık ve minnettarlık” hissi beslemek olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Ayrıca stres kaygı ve öfke anında kalp atışlarının düzensizleştiği ; huzur, doyum ve minnettarlık içinde bulunduğunda kalp ritminin ahenkli bir hale geldiği gözlenmiştir. Yine bu alanda yapılan çalışmalarda kalp ritminin tutarlılığının beyni ve verimliliğini doğrudan arttırdığı bulunmuştur.

     

     Son olarak duygusal  beyni besleyen bir başka unsur da “uyku düzenidir.”  Uyku düzeni  seratonin hormonunun salgıladığı zaman aralığında bu hormondan faydalanmak ve her gün aynı saatlerde yatıp kalkma ile ilişkilidir. Kendi danışanlarım üzerinde yaptığım gözlemlere göre uyku düzenini sağlayan danışanlarım, sağlamayanlara göre daha kısa sürede tedaviye cevap vermektedirler. Yeni ruhsal durumlarında iniş çıkış yaşayan danışanlar üzerine yapılan çalışmalarda da düzenli bir uyku programının, bahsedilen bu iniş çıkışları aza indirdiği ortaya çıkmıştır.

     

    Şunu unutmayalım ki stresi, kaygıyı ve depresyonu en çok arttıran şey “Yürütmeyi bilmediğimiz ilişkilerdir.” Eric Fromm der ki “İnsanın sağlıklı bir ruh yapısı olması için başkalarıyla ilişki kurması ve başkalarıyla bir arada yaşamayı öğrenmesi gerekir. Bu başkalarıyla birlikte olmaya ihtiyacı onun en güçlü tutkusudur.”

     

    Dr Metin KOÇ

     

    Sinerji Psikoloji Merkezi

     

    .

    .

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.