Son oynadığı maçlarda umarsız puan kayıpları Kayserispor’u Süper Lig’in zirvesindeki Galatasaray’dan bile İstanbul deplasmanında 3 puan zorunda bıraktı.
Bundan sonra her maçtan puan almak zorunda!
Yine geldi stresli günler…
Kayserispor’u sevenlere rahat gün yok. Istıraba alıştılar.
Galatasaray’ı yenmek imkansız değil.
Gülmeyin!
Hadi canım da demeyin!
Kocaelispor yendi mi, yendi. Fenerbahçe Süper Kupayı kazandı mı?
Evet…
Bu şu demektir, imkansız değil ama zor olabilir. Biliyorum Kayserispor Fenerbahçe değil fakat Başakşehir maçında mücadele bile ortaya koyamayan bir takımın Galatasaray’ı yenmesi bir yana puan alması bile imkansız.
Galatasaray 30. saniyede G. Sara ile yıldırım gibi bir gol attıktan sonra Karagümrük’ün nasıl mücadele ettiğini hep birlikte izledik. Çok pozisyon buldu. Golde attı.
Hem de Fofana da yoktu.
Gençlerbirliği, Galatasaray’a 2 gol birden attı.
Samsun da 2 gol attı.
Galatasaray’ın defans blokları arasındaki boşluklar ve sürekli önde oynadığı için arkasına atılan toplar nedeniyle hızlı adamların etkili pozisyonlar üretmesi hiç de olağanüstü değil.
Galatasaray’da bu ligin takımı, çok üstün yetenekleri olduğu gibi zafiyetleri de var.
Galatasaray’ı sadece Galatasaray’ın zafiyetlerini kullanabilenler yenebilir. Ondan puan alabilir. Bunu başarabilecek takımın Başakşehir maçındakinden çok daha farklı olması gerekmez mi?
Pep Guardiola yönetimindeki Manchester City ve dünyanın en pahalı ve kaliteli futbolcularından Donnarumma, Bernardo Silva, Ake, Cherki, Foden, Doku, Haaland ile oynayacak Galatasaray hemen ardından Kayserispor ile karşılaşacak.
Bunları niye anlatıyorum?
Çok zor maçtan çok kolay bir maça havası oluşturuluyor.
Galatasaray’ın Süper Lig’de kaybedeceği her puan nefesi ensesinde olan Fenerbahçe için bulunmaz fırsat olacak.
Manchester City ile amansız bir maç oynayacak olan ya da oynayan Galatasaray’da; ‘aman Kayserispor sıkıntıda ve arıza çıkarabilecek bir takım, daha dikkatli ve temkinli olalım’ kaygısı olmalıydı, değil mi?
Var mı?
Yok! Nerdeeeee…
Kayserispor camiasına baktığınız da hemen herkesin beden dili ‘Galatasaray maçını nasıl olsa alamayız’ diyor.
Oysa geçen sezon Kadıköy’de Fenerbahçe ile 3-3 berabere kalarak rakibini şampiyonluktan eden Kayserispor’un, Başakşehir maçında düştüğü yerden kalkıp aynı senaryoyu Galatasaray için yazması gerekmez miydi?
İnancınız olacak, önce inanç!
İnanmak başarmanın en önemli kısmı değil miydi? Daha oynamadan ‘kaybederiz nasılsa, biz Kocaelispor maçına bakalım’ düşüncesi size de garip gelmiyor mu?
Süper Lig’den düşmemeye oynuyorsunuz fakat transfer tahtası ilk maçtan bir önceki gece kaldırılıyor.
Kolay olmadığını biliyorum.
Baki Ersoy ve Nurettin Açıkalın yönetimi çok büyük fedakarlık gösterdi. Onu da biliyorum ama bu işler ilk yarı bittiği gün çözülmeliydi.
Galatasaray maçı öncesi bile hazır değil.
Yeni transferler en az 15 gün kampta beraber olmalıydı.
Elinize sağlık!
4 futbolcu aldınız ama maalesef Djalovic 2 maç oynatmadı. Adaptasyon muş, gençler miş, hazır oluncaymış!
Sayın Djalovic Manchester United ve Manchester City’den gelen adamlar hazır olmazsa kim hazır olacak?
Aksayan yerler için nokta atışı transfer yapıldı. En azından Opoku, Ramazan Civelek, Bennaser’e eziyet yapılmamış olurdu.
5 oyuncu değişiklik hakkın var, değiştirsene! Hiç olmazsa yeni enerji katarsınız, koşan adam kazanırsın, takıma dinamizm gelir. Rakibin yorulan adamını alt edersin.
Hiç olmadı gençleri kazanırsın.
Herkes süre alsın!
Nuri Şahin 3-0 önde 45. dakikada başladı oyuncu değiştirmeye! Bıraksan herkesi değiştirip takımı yenileyecekti.
Hem maçta yapmadığın değişiklik hakkı sayısı gelecek maçta kullanılmıyor.
Kadronuzdaki her yer sorunluyken sorunlu yerler için aldığınız futbolcuları kenarda oturtmak israftır.
Yazıktır, günahtır.
Yöneticiler o kadar emek ve para verdi.
Yanında otursun isteselerdi ‘Mane yapsın bu işi’ derlerdi. Mane sahada yürüyeceğine yanında otursun!
Şimdi Galatasaray’da Okan Buruk ara transferde kadrosuna kattığı Noa Lang ile Yaser Asprilla için farklı kültürlerden yeni geldiler, adaptasyon sağlasınlar’ der mi?
Demez!
Mümkünse hemen Kayserispor maçında ilk 11’de sahaya çıkarır!
Sayın Djalovic, belki sizin gibi Avrupa’dan gelmedik, sizin gibi profesyonel futbol oynamadık ama 50 yıldır “Futbola Aşığız Küfre Karşıyız.”
Bu aşk bize futbol hakkında çok şey öğretti. Bu 50 yılın 25 yılını da profesyonel gazeteci olarak geçirdik.
Ha bir şey daha diyeyim ;
‘Ben Karadenizliyim. Karadenizliler için futbol ‘hudutsuz sevda’ olarak tanımlanır.
Biz çay tarlalarında doğar, fındık bahçelerinde mısır koçanlarından yaptığımız toplarla hamsi gibi kıvrak goller atardık.
Kayseri de gerçekten çok zengin spor ve özellikle futbol, güreş ve boks kültürüne sahiptir. Buranın iklimi bozkır olabilir ama kültürü 6 bin yıllık çam ormanıdır.
Onun için açıklamalarınızda daha makul olmanızı tavsiye ederim.
Kayserispor oyun sistemi hakkında uzun zamandır dikkatimi çeken bir geri yaslanma var:
Fenerbahçe ile Kadıköy’de 4-2 kaybettiği maçtan sonra hücum futbolu savunma futbolu yapısına dönüşüverdi. O maçtan sonra Kayserispor bir daha iki gol birden atamadı. Hatta bazı maçlarda gol bile atamadı.
Cardoso’nun ‘çılgın yılkı atları’ gibi koşturup santraforun kafasına indirdiği ortalar yerini amaçsız ve sonuçsuz koşulara bıraktı.
Cardoso’nun maçlardaki ortalarına bakın hiç sonuç yok.
Onugkha’ya sağdan soldan hava topu getireceksin, kaliteli orta yapacaksın ki adam kafa vursun, gol atsın. Adam orta sahada top indirip, rakiple boğuşup yanına ve kanat arkadaşlarına top indirmekten görev yerine dönemiyor.
Zaten ağır da!
Serbest toplardan gol bulan, ceza yayı üzerinden rakip kalecilerin canını yakan Lazslio Benes ön libero gibi oynamaktan ceza alanına yaklaşamıyor bile.
Duran top olsa bile buradan gelecek ortaya vurması gereken Cardoso hemen geliyor. Sonuç; dağlara taşlara vuruyor.
Oyun içinde bir görev paylaşımı da ya yok ya da uygulanmıyor.
Benim gibi sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum ama Lionel Carole hatasız pas atıyor. Etkileyici orta yapıyor. Denswill’in çıkışlarda oyun kurma gayreti var.
Opoku çok şaşkın, korkak ve faturanın kendisine kesilmesinden korkan baskıyla oynuyor gibi! ‘Yemin ediyorum kızmayacağım, hata yapsan da dövmeyeceğim’ dense sanki içinden bir Musaba çıkacak gibi!
Onun haricinde söyleyecek çok şey yok. Tek olumlu şey Bilal Bayaztıt’ın kurtarışları ve Carole’ün düzgün pasları.
Galatasaray maçı öncesi maalesef iyi şeyler söyleyemiyoruz, yazamıyoruz. Çünkü yok! Gelenler gidenler kaotik ortam ve puan kaybedilmemesi gereken kriz mevsimi var.
Muhammed Türkmen, ‘gitmiş, gönderilmiş, görevden alınmış, görevi bırakmış, kovulmuş’ bunların hiçbir önemi yok. Profesyonel insanlar başarısızlığın faturasını ödemek zorundadır.
Önemli olan şey; Kayserispor’un sürdürülebilirliği sağlamak için Atletico Madrid Teknik Direktörü Diego Simeone gibi 15 yıl, Manchester United Teknik Direktörü Aleks Ferguson gibi 20 yılı aşkın görevde kalabilecek kalitede bir teknik adamın etrafında pervane olması lazım.
Jakirovic böyle olabilirdi. Ama 3-5 hesabı şimdi ‘iki ayağı bir pabuca sokmaya’ çalıştırıyor.
Evet Kayserispor’da geleceğin harcının karılmaya başladığı bir haftadayız.
Galatasaray maçında şöyle küllerinden doğan bir Kayserispor ne güzel olur değil mi?
Djalovic’e bir teklifim var: “Gel Galatasaray maçında yeni transferlerin hepsini ilk’e al. Gör bak Kocaelispor maçında neler oluyor?”














