|   | 
  • Sabahattin Sürmen

    Had Bilmek Önemli!

    Ramazan, 11 ayın en kutsalıdır, sultanıdır. Ruhu arındıran, kalbi aydınlatan bereket mevsimidir. 

    Öyle değil mi?

    Şafak vakti ezanla başlayan oruç, gün batımında iftar sevinciyle sonlanırken ne güzel bir süreç yaşarız.

    Sahur sofraları aile bağlarını, dostlukları, samimiyeti güçlendirir. 

    Açları anlayan, sabrı öğreten Ramazan, empatiyi de çoğaltır. 

    Oruçla nefsimizi dizginleyerek, Yaratan’a yaklaşmaya çalışırız. ‘Hoş geldin ya Ramazan, kalplerimizi fetheyle’ deriz!

    Fakat bazen kalplerimizi fethetmeye çalışırken kırıcı olan, haddini aşan, saygı ve edep sınırlarını zorlayan davranışlarla karşılaşıyoruz. 

    Hiç gerek yok!

    Ne demeye çalıştığımı izah edeyim;

    Ramazanda geleneksel iftar davetleri verilir. Basın mensupları da mutlaka davet edilir. İşleri millet adına izlemektir. 

    Medya olarak davete icabet ederiz. 

    İftarı düzenleyen, telefonla tek tek arayıp ‘lütfen buyurun’, ‘mutlaka bekliyoruz’ diyen ısrarlı davet organizasyonlarında ‘yoksun’ davranışıyla karşılaşıyorsunuz. 

    Bu davetlerde kendinizi çok huzursuz hissediyorsunuz, geldiğinize pişman oluyorsunuz.

    ‘Tamam nasıl olsa geldiler, baksınlar başının çaresine’ tarzı sergilenen iftar yemeğine medya mensupları çok şükür muhtaç değil.

    Bir hurma, zeytin tanesi inananlar için yeter diye büyüdü nesillerimiz. 

    Şunun bilinmesini isterim ki; iftar sofralarınızda kuş sütü eksik olsa da ailelerimizle yediğimiz çorbadan kıymetli olmaz.

    Olamaz da!

    Hatır sayarak katıldığımız davetlerde hatırsız davranışlar üzücü ve kırıcı oluyor.

    Davetsiz gelen mindersiz otururmuş da davetli gelenlerin oturacağı yerlerin belirlenmesi çok mu zor?

    ‘İçeri girdiğinize dua edin’ der gibi… 

    Davet ettiğiniz misafirlere ‘hoşgeldiniz’ deseniz bari. 

    Davetlilerinizin oturacağı masaları önceden belirleseniz, masaların üzerine isimlerini koysanız, cep telefonlarına ya da bürolarına mesaj bıraksanız. Kargaşa olmasa. 

    Nasıl olur? 

    Zor mu?

    Protokol masalarınıza basını temsilen Gazeteciler Cemiyeti Başkanı için de yer ayırsanız olmaz mı?

    Duayen medya mensupları, randevu alarak görüşmeye çalıştığınız medya büyüklerini ilgisizce, arka masalara gitmek zorunda bırakmasanız, ilgisizlik boyutlarını aşmasanız… 

    Nasıl olur?

    İftar vaktinden önce masaları gezerek selamlasanız, gönül alsanız, iftar yemeğini yapmış olmak için yapmadığınızı gösterseniz…

    Güzel ve daha samimi olmaz mı?

    Biraz da iğneyi kendimize batırayım.

    Bu tür davetlere gittiğimizde aramızdan ayrılan; Şemsettin Çetinsöz, Veli Altınkaya, Ali Ceran, Oktay Ensari ve adını sayamadığım meslek büyüklerimizi görünce hürmet eder, yer gösterir, baş köşeye geçmelerinin bizim baş köşede olmamız gibi olduğunu düşünürdük. 

    Şimdi ailesiyle Gazeteciler Cemiyeti Başkanı’nın yerine oturan da yol yordam bilmeyenler de aramızda yok değil.

    Herkesin haddini bilmesi büyük meziyet!

    Dostlar! 

    Önemli olan sofranın zenginliği değil, gönül zenginliği değil mi?

Kar360.com Kayseri-Trkiye ve Dnya gndemini takip edebileceiniz, nteraktif bir haber sitesidir. Yazlm ve Tasarm hizmeti www.tahamedya.com tarafndan yaplmtr.